KENDİMİZİ SORGULAMAK

Ey iman edenler, Allah'tan korkun. Herkes yarın için neyi takdim ettiğine baksın. Allah'tan korkun. Hiç şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. Kendileri Allah'ı unutmuş, böylece O da onlara kendi nefislerini unutturmuş olanlar gibi olmayın. İşte onlar, fasık olanların ta kendileridir. (Haşr Suresi, 18-19)

Kuran'da müminler, önceki bölümlerde anlattığımız şekilde tarif edilir. Allah'ın kendilerinden hoşnut olduğunu ve onları cennetine koyacağını bildirdiği insanlar bahsettiğimiz özelliklere sahiptir. Peki acaba kendimize hiç sorduk mu, biz onlara ne kadar benziyoruz?

Kuran'da tarif edilen mümin modeli açıkça göstermektedir ki, sorulduğunda "elhamdülillah Müslümanım" demek ve arada sırada bazı ibadetleri yerine getirmek Allah katında yeterli değildir. Bu "bir ucundan ibadet" etmektir ki, Kuran'da "Allah'a bir ucundan ibadet edenler"in durumu şöyle anlatılır:

İnsanlardan kimi, Allah'a bir ucundan ibadet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur ve eğer kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzüüstü dönüverir. O, dünyayı kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu, apaçık bir kayıptır. (Hac Suresi, 11)

Kendilerini yeterli gören bu insanların yanıldıkları bir diğer konuda, iyilik sever olmalarını kafi görmeleridir. Oysa Kuran'da Allah katında nelerin değerli, nelerin gerçek iyilik olduğu şöyle anlatılır:

Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve Peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır. (Bakara Suresi, 177)



Kuran'da mümin tarifi açıkça verildiği halde, "benim kalbim temiz, kimseye kötülüğüm yok, Allah tabii ki beni seviyordur" gibi düşüncelerle kendini kandırmanın hiçbir anlamı yoktur. Allah insanlardan, Kendisine kulluk etmelerini istemektedir, yalnızca "kimseye zarar vermeyen kalbi temiz insan" olmalarını değil. Kaldı ki, Allah'a kulluk etmeyen, imandan uzak bir insanın kalbi hiçbir şekilde "temiz" olamaz. Kalbin temiz olması ancak, Allah'ın Kuran'da bildirdiği tüm hükümleri yerine getirmek, sınırlarını korumakla mümkün olabilir.

Dolayısıyla gerçek kalp temizliği,insanı Allah’tan uzaklaştıran tüm engellerin, kalpten arındırılmış olması anlamına gelir.Böyle bir insan, dünya hırsından, bencillikten, korkudan, güvensizlikten uzak olur.Allah’tan başka varlıklara bağlanmaktan, onlara karşı Allah’tan bağımsız bir sevgi duymaktan kurtulur.

Bu yanlış düşüncedeki insanlar,Allah’ın hoşnut olacağı bir yaşamı ve ahlakı değil,bulundukları toplumun hoşnut olacağı bir yaşamı ve ahlakı seçerler.Ve cahiliye kıstaslarıyla yaptıkları bu değerlendirme sonucunda,kendilerini kandırarak, cennete gireceklerini düşünürler.

Bu düşünceye göre kişi,hem Allah’a kulluk etmeden, koskoca bir ömrü istek ve tutkularına göre tüketecek,hem de ahirette Allah’ın samimi ve salih kulları için hazırladığı cennetinde, onların arasında,nimetler içinde yerini alacaktır.Böyle bir düşünceye sahip olması için, bir kişinin, Kuran’ı hiç bilmiyor olması gerekir.Çünkü Kuran ayetlerinde bildirilen gerçekleri kavrayan bir insan, sadece kendini kandırmış olacağını gayet iyi anlayabilir.

 

“Allah, takva sahiplerini(korkup,sakınanları), inanarak ve inançlarını uygulayarak zafere ulaşmaları dolayısıyla kurtarır.Onlara kötülük dokunmaz ve onlar hüzünlenmeyeceklerdir.” Zümer-61